Okay KIR
SMMM
Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin şirket yönetim kurulu üyelerine bir takım yükümlülük ve sorumluluk yüklediği, buna karşılık mali nitelikte haklar tanıdığı görülmektedir. Yönetim Kurulu üyelerinin mali hakları 6102 sayılı YTTK’nın 394. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu yazımızda 6762 sayılı ETTK’ nın 333. Maddesi ile 6102 sayılı YTTK’daki karşılığı olan 394. Maddesi karşılaştırılarak yönetim kurulu üyelerinin mali hakları ve aynı zamanda huzur hakkı ile ilgili yapılan değişiklikleri irdeleyeceğiz. İlgili kanun maddeleri;
- Eski 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu
V – Meclis Azalarının Hukuki Durumu
1. Huzur Hakkı
MADDE 333 - Aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi azalarına her toplantı günü için bir ücret verilir. Ücret miktarı esas mukavelede tayin edilmemişse umumi heyetçe tayin olunur.
- Yeni 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu
V- Yönetim Kurulu Üyelerinin Mali Hakları
MADDE 394- (1) Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir.
YTTK’da ETTK’nın ilgili maddesi içeriğinde bazı ifadeler çıkarılmış bazıları da değişikliğe uğramıştır. Bunlar;
- YTTK’da “Her Toplantı Günü” ve “Sözleşmede Aksine Hüküm Konulmamış İse”ibareleri çıkarılmış.
- ETTK’da kesin bir ifadeyle her toplantı için ücret “Ödenir” denilirken YTTK’da“Ödenebilir” değişikliği yapılmıştır.
- ETTK’da yalnızca “Ücret” denilirken YTTK da “Huzur Hakkı, Ücret, İkramiye, Prim ve Yıllık Kârdan Pay” denilmiştir.
İki kanun maddesinde yapılan değişikliklerin sonuçlarına bakmak gerekirse;
- ETTK’da huzur hakkı için, aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde (ödenmemesi kararlaştırılmamışsa) ödenmesi zorunlu bir mali haktır denilmektedir. Örnek bir Yargıtay kararında; “Huzur hakkı ödenmemesine dair ana sözleşmede bir hüküm yoksa Yönetim Kurulu üyeleri şirketten Genel Kurul karar alsın ya da almasın huzur hakkı talep edebilirler ve şirketin huzur hakkını ödemesi gereklidir.”(İlgili Yargıtay Kararı-Yarg. 11.HD.4/7/1985 gün ve E.1985/3927 , K. 4229.)
YTTK’da bu zorunluluktan vazgeçilmiş ve eğer ödenmesine karar verilmişse ödeneceği, herhangi bir ödeme kararı verilmemişse ödenmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
- ETTK’da huzur hakkı toplantı başına verildiğinden yönetim kurulu üyeleri arasında farklı tutarlar olmaması gerekliydi. Çünkü toplantıya katılma ücreti olduğundan toplantıya katılanlara farklı huzur hakkı verilmesi doğru değildi, ayrıca huzur hakkı toplantı başına verilir denildiğinden aylık olarak verilmesinde ya da yönetim kurulu üyesinin toplantıya katılmamış olsa da verilmesi gibi durumlarda uygulamada gerçekleştirildiği görülmekte ise de tereddütler oluşmaktaydı.
YTTK da toplantı başına ibaresi kaldırılarak ister toplantıya katılsın ister katılmasın ya da aylık veya yıllık ya da yönetim kurulu üyeleri arasında farklı tutarlar gibi huzur hakkının nasıl verileceğinin ve tutarının rahat bir şekilde belirlenmesinin önü açılmış oldu.
- ETTK’da yalnızca ücret verilebilinir denilirken YTTK’da bunun yanında Huzur Hakkı, Ücret, İkramiye, Prim ve Yıllık Kârdan Pay ödemesi gibi daha geniş ve esnek seçenekler düzenlenmiştir.
Dikkat edileceği üzere, söz konusu mali haklar, anılan maddede sınırlı sayı ilkesi uyarınca gösterilmiştir. Bu yönüyle anılan mali hakların birkaçının bir arada ödenmesinin önünde bir engel bulunmadığı, bir başka deyişle, yönetim kurulu üyelerine hem ücret hem de katıldıkları toplantı başına huzur hakkı ödenebileceği kanısındayız. (Soner Altaş, YTTK Göre Anonim Şirketler, Seçkin Yayıncılık, 2011, 2.Baskı s.185.)
- ETTK ve YTTK da yönetim kurulu üyelerine verilecek huzur hakkı tutarının belirlenmesi esas sözleşmeyle veya genel kurulca yapılır denilmektedir ve yönetim kurulu bu ödemelerin tutarını kendisi belirleyemez, huzur hakkı tutarının alt ya da üst sınırı yoktur ancak dikkat edilmesi gereken bir konu ise, işletmedeki ücret skalasına göre yüksek olması kar dağıtımı olarak sayılabilir.
* Söz konusu her iki kanun maddesi de Anonim Şirketler için düzenlenmiş olup, Limited Şirketler için herhangi bir düzenleme yoktur ve aslında bakıldığında limited şirketlerde uygulanmaması gereklidir. Ancak bu konuda engelleyici bir hükümde olmadığından Limited Şirketlerde de uygulandığı gözükmektedir. Dikkat edilmesi gereken konu işlevi bakımından Anonim Şirketlerdeki Yönetim Kurulu üyelerine benzeyen müdür (Birden çoksa müdürler kurulu) sıfatına sahip Limited Şirket ortaklarına huzur hakkının ödenmesine yönelik şirket ana sözleşmesinde bir düzenleme yapılmasında herhangi bir engelin olmadığı sonucuna varılabilir. Ancak kanun maddesine göre müdür olmayan ortaklara huzur hakkı ödenmemesi gereklidir, hatta bu konuda verilen muktezada Limited Şirketlerde sadece ortak olan müdürlere huzur hakkı ödenebileceği müdür olmayan ortaklara huzur hakkı ödenemeyeceği belirtilmiştir (İlgili Mukteza- Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı, 14.04.2003 tarih ve B.07.4.DEF.O.I6.11;GVK:190-03-21 sayılı özelge)
* Genel kurul kararlarında ana sözleşme değişikliği, sermaye artırımı, yetki ve sorumluluk tayini gibi kararların geçerliliği tescile bağlıdır. Huzur hakkı kararı eğer ileride bir itiraz olmayacak ise tescil gerektirmez.
* Huzur hakkı bir ücret gibi vergilendirilir çünkü gelir vergisine göre ücrettir. Ücretin gelir vergisindeki tanımına baktığımızda GVK Mad.61 ilgili kısımları aşağıda görüleceği üzere yönetim kuruluna yapılan her türlü para, ayni ve menfaatler ücret sayılmıştır.
GELİR VERGİSİ KANUNU MD. 61
Ücretin Tarifi
(2361 sayılı Kanunun 43′üncü maddesiyle değişen madde) Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.
Bu kanunun uygulanmasında, aşağıda yazılı ödemeler de ücret sayılır:
4. Yönetim ve denetim kurulları başkanı ve üyeleriyle tasfiye memurlarına bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler;
* Huzur hakkı gelir vergisinde ücret sayılmıştır ve vergilendirilmesi de artan oranlıdır (GVK Md.103). Ayrıca verginin hesaplanmasında ödenecek net huzur hakkı tutarı önce brütleştirilir ve brüt huzur hakkı üzerinden gelir vergisi ile damga vergisi sonraki ayın muhtasar beyannamesinde 012 diğer ücretler kısmında beyan edilerek tahakkuk ettirilmesi gereklidir.
ÖRNEK: A Ltd.Şti. Şirket Müdürüne Genel Kurulca aylık net 10.000,00 Tl huzur hakkı ödeneceği kararı alınmıştır .
Net Huzur Hakkı : 10.000,00 Tl
Gelir Vergisi Oranı : Yüzde 15 (Artan Oranlıdır)
Damga Vergisi Oranı : Binde 6,6
Brüt Tutar : 11.856,77 Tl
Gelir Vergisi : 11.856,77*0,15 = 1.778,51 Tl
Damga Vergisi : 11.856,77*0,0066 = 78,26 Tl
* Huzur hakkı bir iş akdine bağlı işçi işveren ilişkisi olmaksızın ödendiğinden sigorta primine tabi değildir. Gelir vergisi ve damga vergisine tabidir. Huzur hakkı için ayrı bordro düzenlenmelidir.
NOT: Huzur hakkı ödemeleri ücret sınıfına girdiğinden dolayı asgari geçim indirimine tabidir.
* Türkiye genelinde iş kanununa tabi en az 10 işçisi bulunan işverenler, istihdam ettikleri her bir çalışanın maaşını bankalar kanalıyla ödeyecek fakat huzur hakkı iş kanununa tabi ödenen bir ücret olmadığından banka yoluyla ödenme zorunluluğuna tabi değildir.
Okay KIR
SMMM
Yeni TTK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeni TTK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Eylül 2012 Cuma
8 Eylül 2012 Cumartesi
Yeni TTK’da sermaye artırımında blokaj şartı / OSMAN ARIOĞLU
Yeni TTK’da sermaye artırımında blokaj şartı / OSMAN ARIOĞLU
Yeni TTK’da sermaye artırımında blokaj şartı
Anonim şirketlerde sermaye artırımlarına ilişkin hükümler 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nda kısmen kolaylaştırılmış durumda. En önemli kolaylık normalde sermaye artırımı için genel kurul kararı gerekirken, kayıtlı sermaye sisteminde ilk veya değiştirilmiş esas sözleşmede belirlenen kayıtlı sermaye tavanına ulaşılıncaya kadar sermaye artırımlarının yönetim kurulu kararı ile 5 yıla yayılarak birkaç kademede yapılabilmesi ve bunun için yeniden genel kurul kararına gerek olmamasıdır. TTK’da değişiklik yapan 6335 sayılı kanun ile birlikte sermaye artırımlarında işlem denetçisi raporuna da gerek olmayacak.
.
Yedek akçelerin ve kârın sermayeye eklenmesi gibi iç kaynaklardan yapılan sermaye artırımları dışında, sermaye artırımına gidilebilmesi için sermaye taahhüt borçlarının tamamen kapatılmış olması gerekmektedir. Her durumda sermaye artırımı ticaret sicilinde tescil ve ticaret sicil gazetesinde ilan ile hüküm ifade eder. Bunun için maksimum süre üç ay. Üç ay içerisinde tescil ve ilan edilmeyen sermaye artırım kararları hüküm ifade etmez.
Yeni TTK’da sermaye artırımı yapılabilmesi için artırımı taahhüt edilen tutarın yüzde 25’inin bankaya bloke edilmesi ve bu blokaj makbuzunun ibrazı şartı var. Örneğin bir enerji şirketi EPDK (Enerji Piyasası Üst Kurulu) tarafından öngörülen veya bir televizyon şirketi RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) tarafından öngörülen sermaye veya sermaye artırım şartını yerine getirebilmek için taahhüt edilen tutarın yüzde 25’i kadar bir parayı bankada bloke ettirmesi gerekecek.
Bunu yapabilmek için şirketin öz kaynaklarını kullanabilme imkanı yok; çünkü sermaye taahhüt borcunu yerine getirmeden ortağın şirkete borçlanabilme şansı yok. Bu durumda ortağın sermaye artırım şartını yerine getirebilmesi için şahsi kredibilitesi ile bankadan şahıs olarak borçlanması veya bu imkanı yoksa yeni ortak almaktan başka çaresi kalmıyor.
Çare var mı?
Yine bir enerji şirketi örneği ile konuyu açıklamaya çalışalım: Elinde lisansı bulunan ve sermayesi; tamamı ödenmiş 100 bin TL olan bir şirket EPDK’ya başvurduğunda, EPDK tarafından sermayesinin 10 milyon TL’ye çıkarılması şartı getirilmiş olsun. Bu durumda, şirket ortağı bir bankayla anlaşmak suretiyle şirkete sermaye artırımı için bloke edilmesi gerekli yüzde 25’e tekabül eden 2.5 milyon TL krediyi şirkete alsın, bu krediyle aynı tutarı cari hesap yoluyla şirketten çekip, sermaye artırımı için gerekli blokaj şartını yerine getirebilecektir. Kanun lafzında bunu engelleyen bir hüküm yok. Yani bir anlamda burada bir açık kapı var. Ama enerji şirketleri gibi özellikli durumlar dikkate alındığında iyi ki var demek gerekiyor.
Üst kurullarca kademeli sermaye artırımı talep edilebilir mi?
.
Özellikle enerji şirketleri faaliyete başlamak için önce ilgili üst kuruldan izin almak durumundadırlar. EPDK tarafından bu şirketler için şart koşulan sermaye artırımının yerine getirilebilmesi için yeterli kaynağın bulunması pek de kolay olmamaktadır. Bu nedenle konu belki de şirketten para çekilmesi veya blokajdan ziyade ilgili üst kurullarca öngörülen sermaye artırım şartının birkaç kademede ve zamana yayılması suretiyle de çözüme kavuşturulabilir.
Aksi durumda enerji lisansını elinde bulunduran şirketlerin bu sermaye şartını yerine getirmek için daha ziyade yabancı ortak bulmak gibi bir zorunlulukla karşılaşmaları ve böylece de yerli şirketin hisse devri yapsa bile daha avantajlı bir satış gerçekleştirecekken, daha başlangıçta ve kötü şartlarda yabancıların eline geçmesine neden olabilecektir.
OSMAN ARIOĞLU
http://www.ito.org.tr/wps/portal/gazete-detay?WCM_GLOBAL_CONTEXT=ito_portal_tr/ito-portal/gazete/gzt-2012/gzt-2012-8/gzt-2012-8-10/9a88b6004c4bbce4a1fda903ce623021
Yeni TTK’da sermaye artırımında blokaj şartı
Anonim şirketlerde sermaye artırımlarına ilişkin hükümler 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nda kısmen kolaylaştırılmış durumda. En önemli kolaylık normalde sermaye artırımı için genel kurul kararı gerekirken, kayıtlı sermaye sisteminde ilk veya değiştirilmiş esas sözleşmede belirlenen kayıtlı sermaye tavanına ulaşılıncaya kadar sermaye artırımlarının yönetim kurulu kararı ile 5 yıla yayılarak birkaç kademede yapılabilmesi ve bunun için yeniden genel kurul kararına gerek olmamasıdır. TTK’da değişiklik yapan 6335 sayılı kanun ile birlikte sermaye artırımlarında işlem denetçisi raporuna da gerek olmayacak.
.
Yedek akçelerin ve kârın sermayeye eklenmesi gibi iç kaynaklardan yapılan sermaye artırımları dışında, sermaye artırımına gidilebilmesi için sermaye taahhüt borçlarının tamamen kapatılmış olması gerekmektedir. Her durumda sermaye artırımı ticaret sicilinde tescil ve ticaret sicil gazetesinde ilan ile hüküm ifade eder. Bunun için maksimum süre üç ay. Üç ay içerisinde tescil ve ilan edilmeyen sermaye artırım kararları hüküm ifade etmez.
Yeni TTK’da sermaye artırımı yapılabilmesi için artırımı taahhüt edilen tutarın yüzde 25’inin bankaya bloke edilmesi ve bu blokaj makbuzunun ibrazı şartı var. Örneğin bir enerji şirketi EPDK (Enerji Piyasası Üst Kurulu) tarafından öngörülen veya bir televizyon şirketi RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) tarafından öngörülen sermaye veya sermaye artırım şartını yerine getirebilmek için taahhüt edilen tutarın yüzde 25’i kadar bir parayı bankada bloke ettirmesi gerekecek.
Bunu yapabilmek için şirketin öz kaynaklarını kullanabilme imkanı yok; çünkü sermaye taahhüt borcunu yerine getirmeden ortağın şirkete borçlanabilme şansı yok. Bu durumda ortağın sermaye artırım şartını yerine getirebilmesi için şahsi kredibilitesi ile bankadan şahıs olarak borçlanması veya bu imkanı yoksa yeni ortak almaktan başka çaresi kalmıyor.
Çare var mı?
Yine bir enerji şirketi örneği ile konuyu açıklamaya çalışalım: Elinde lisansı bulunan ve sermayesi; tamamı ödenmiş 100 bin TL olan bir şirket EPDK’ya başvurduğunda, EPDK tarafından sermayesinin 10 milyon TL’ye çıkarılması şartı getirilmiş olsun. Bu durumda, şirket ortağı bir bankayla anlaşmak suretiyle şirkete sermaye artırımı için bloke edilmesi gerekli yüzde 25’e tekabül eden 2.5 milyon TL krediyi şirkete alsın, bu krediyle aynı tutarı cari hesap yoluyla şirketten çekip, sermaye artırımı için gerekli blokaj şartını yerine getirebilecektir. Kanun lafzında bunu engelleyen bir hüküm yok. Yani bir anlamda burada bir açık kapı var. Ama enerji şirketleri gibi özellikli durumlar dikkate alındığında iyi ki var demek gerekiyor.
Üst kurullarca kademeli sermaye artırımı talep edilebilir mi?
.
Özellikle enerji şirketleri faaliyete başlamak için önce ilgili üst kuruldan izin almak durumundadırlar. EPDK tarafından bu şirketler için şart koşulan sermaye artırımının yerine getirilebilmesi için yeterli kaynağın bulunması pek de kolay olmamaktadır. Bu nedenle konu belki de şirketten para çekilmesi veya blokajdan ziyade ilgili üst kurullarca öngörülen sermaye artırım şartının birkaç kademede ve zamana yayılması suretiyle de çözüme kavuşturulabilir.
Aksi durumda enerji lisansını elinde bulunduran şirketlerin bu sermaye şartını yerine getirmek için daha ziyade yabancı ortak bulmak gibi bir zorunlulukla karşılaşmaları ve böylece de yerli şirketin hisse devri yapsa bile daha avantajlı bir satış gerçekleştirecekken, daha başlangıçta ve kötü şartlarda yabancıların eline geçmesine neden olabilecektir.
OSMAN ARIOĞLU
http://www.ito.org.tr/wps/portal/gazete-detay?WCM_GLOBAL_CONTEXT=ito_portal_tr/ito-portal/gazete/gzt-2012/gzt-2012-8/gzt-2012-8-10/9a88b6004c4bbce4a1fda903ce623021
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)