Vergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Kasım 2015 Pazar
Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımına İlişkin Özelge
Er-İş Yeminli Mali Müşavirlik Alıntı.
Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımına İlişkin Özelge Örnekleri
Özelge Makamı - Sayı Tarih:
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü
Sayı 11395140-019.01-1018 17/04/2014
Sorun : Kredibilitesi yüksek olan Kurumun aldığı banka kredisini, ortaklarının hissedarı olduğu başka şirkete devredilmesi durumunda vergileme ve belge düzeni.
Cevap :
I-KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
1- Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Açısından
...............
Bu çerçevede, bankadan temin edilen kredinin şirket ortaklarının hissedar olduğu başka şirkete aktarılması işlemi, ilişkili kişiye sunulan bir finansman hizmeti olup kredi ile ilgili her türlü masraf ve faizi doğrudan doğruya bu şirketin üstlenmesi, kurumunuz tarafından herhangi bir masrafa katlanılmaması veya finansman hizmetinin şirketin faaliyet konuları arasında bulunmaması yapılan işlemin mahiyetini değiştirmemektedir. Söz konusu finansman hizmetinin ilişkisiz bir gerçek kişi veya kuruma verilmesi durumunda verilen hizmet karşılığı ilişkisiz kişiden bir bedel talep edileceğinden, bu hizmetin ilişkili kişiye verilmesi durumunda da verilen hizmet karşılığı bir bedelin talep edileceği tabiidir.
Dolayısıyla, kurumunuz tarafından bankadan kullanılan kredilerin tamamının veya bir kısmının ortakların ilgili bulunduğu şirkete kullandırılması durumunda, finansman hizmetine ilişkin bedelin, Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü madde hükmü ile 1 Seri No.lu Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğde yapılan açıklamalara göre belirlenmesi gerekmektedir.
2- Örtülü Sermaye Açısından
...............
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "12.2.2. Banka ve finans kurumlarından temin edilerek kullandırılan borçlar" başlıklı bölümünde, kurumların iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin banka veya finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek aynı şartlarla, yani kredi sözleşmesinin içerdiği vade, faiz oranı ve benzeri kullandırılma şartlarında herhangi bir değişiklik yapılmadan kısmen veya tamamen kullandırdığı borçlanmaların, örtülü sermaye kapsamı dışında tutulduğu; kredibilitesi olan grup şirketinin, anılan kaynaklardan temin edip ihtiyacı olan diğer grup şirketlerine aynı şartlarla kısmen veya tamamen aktardığı kredilerin, örtülü sermaye tutarının tespitinde borç olarak dikkate alınmayacağı belirtilmiştir.
Buna göre; kurumunuz, bankadan temin ettiği krediyi, kredi sözleşmesinin içerdiği vade, faiz oranı ve benzeri kullanma şartlarında herhangi bir değişiklik yapmadan ilişkili kişisi sayıldığı şirkete kullandırması durumunda, söz konusu krediler bu şirketin örtülü sermaye tutarının tespitinde borç olarak dikkate alınmayacaktır.
Diğer taraftan, bankadan temin edilerek aynı şartlarda ilişkili şirkete kullandırılan kredi için transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı hükümlerine göre belirlenecek emsallere uygun bir bedelin alınması, kredinin aynı şartlarla kullandırılması şartının ihlali anlamına gelmeyecek, dolayısıyla, söz konusu borçlar örtülü sermaye sayılmayacaktır.
II-BANKA VE SİGORTA MUAMELELERİ VERGİSİ YÖNÜNDEN
...............
Buna göre, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri esas iştigal konusu olarak yapanlar, bu işlemleri ilgili kanunlarla yetkilendirilmek veya izin verilmek suretiyle yürüten kişileri ifade etmektedir. Dolayısıyla bunların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri "esas iştigal konusu" olarak BSMV ye tabi olacak, bunlar dışındakilerin aynı fıkrada belirtilen işlemleri "esas iştigal konusu" olmadığından KDV ye tabi olacaktır." açıklamalarına yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen hüküm ve açıklamalara göre, 6802 sayılı Kanunun ikinci fıkrasında belirtilen işlemlerden herhangi birini esas iştigal konusu olarak yapanlar banker olarak kabul edilmekte olup, ticari ve sınai faaliyette bulunmak üzere kurulan şirketinizce yapılan kredi kullandırma işlemi, şirketinizin esas iştigal konusu olarak değerlendirilemeyeceğinden BSMV nin konusuna girmemektedir.
III-KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu, Kanunun 17/4-e maddesinde ise banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemlerin KDV den istisna edildiği hükme bağlanmıştır.
Bu hükümler uyarınca, kurumunuz kaynaklarından bağlı şirketlerinize veya iştiraklerinize faiz ve komisyon uygulanarak gerçekleştirilen ve yukarıda BSMV ye tabi bulunmadığı belirtilen borç verme işlemi KDV ye tabi olup, bu işlemin karşılığını teşkil eden faiz ve komisyon toplamı üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.
Öte yandan, kurumunuzca bankalardan ve diğer finans kuruluşlarından temin edilen kredilerin bağlı şirketlere veya iştiraklere herhangi bir bedel eklenmeksizin aynen aktarılması işleminde KDV hesaplanmayacaktır. Ancak, aktarılan kredi tutarına ilaveten herhangi bir bedel alınması halinde ise bu bedel, kurumunuzun sunduğu hizmetin karşılığını teşkil edeceğinden, genel oranda katma değer vergisine tabi tutulacaktır.
IV-VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinde, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu belirtilmiş, 229 uncu maddesinde, fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmış, 231 inci maddesinin beş numaralı bendinde ise faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği ve bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, bankadan temin edilen kredinin aynı faiz oranı ve masrafları ile ilişkili şirkete kullandırılması işlemi, krediyi kullandıran şirket tarafından ilişkili şirkete sunulan bir finansman hizmeti mahiyetinde olup, bu hizmet dolayısıyla Kurumlar Vergisi Kanunu ve ilgili genel tebliğ çerçevesinde bedelin belirlenmesi, düzenlenecek faturada katma değer vergisinin gösterilmesi ve defter kayıtlarının yapılması gerekmektedir.
Ayrıca, tek düzen muhasebe sisteminin uygulanmasına ilişkin açıklamalar, 26/12/1992 tarih ve 21447 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 Sıra No'lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve daha sonra bu konuda yayımlanan diğer tebliğlerde yapılmış bulunmaktadır.
Etiketler:
Özelge,
Transfer Fiyatlandırması,
Vergi
9 Ekim 2014 Perşembe
Damga Vergisi'nde Nüsha ve Suret Ayrımı
Damga Vergisi'nde Nüsha ve Suret Ayrımı
Kaynak: www.adanasmmmo.org
Damga Vergisi'nde "Nüsha" ve "Suret" ayrımı.
Bilindiği üzere; 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1'inci maddesi hükmü
uyarınca, anılan kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar damga vergisine
tabidir. Kanundaki kağıtlar terimi ise, yazılıp imzalanmak veya imza yerine
geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya
belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza
kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan
belgeleri ifade etmektedir. Damga vergisinin mükellefi ise kağıtları imza
edenlerdir.
Damga Vergisi Kanunu'nun 5'inci maddesinde, bir nüshadan fazla olarak
düzenlenen kağıtların her nüshasının ayrı ayrı aynı miktar veya nispette damga
vergisine tabi olduğu; Kanuna ekli (1) sayılı tablonun "IV- Makbuzlar ve
diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün 3 numaralı fıkrasında, tabloda yazılı
kağıtlardan aslı 1.00 Türk Lirası'ndan fazla maktu ve nispi vergiye tabi
olanların resmi dairelere ibraz edilecek özet, suret ve tercümelerinin maktu
(2010 yılı için 0.55 TL) damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nca 30.03.2010 tarihinde internet
sitesinde yayımlanan 19 Seri Nolu Damga Vergisi sirkülerinde, Damga Vergisi
Kanunu'nun konusuna giren kağıtların vergilendirilmesinde nüsha ve suret
ayrımlarında yaşanan tereddütlerin giderilmesine ilişkin olarak açıklamalarda
bulunulmuştur.
Anılan Sirkülerde de açıklandığı üzere; Damga Vergisi Kanunu uygulamasında aynı
hüküm ve kuvveti haiz olmak üzere birden fazla düzenlenmiş ve
taraf/taraflarınca ayrıca imzalanmış olan kağıtların her biri nüshadır. Bu
kapsamda nüshalar, belli bir hususu ispat ve belli etmek üzere müstakilen ve
aynı zamanda farklı mekanlarda ibraz edilebilir mahiyette olan kağıtlardır.
Suret ise aslında bulunan ibarelerin aynısını taşıyan, fakat aslında bulunan
imzaları taşımayıp aslına uygun olduğuna ilişkin onaylayanın imzasını veya
kaşesini ihtiva eden kağıtları ifade etmektedir. Taraf / taraflarınca
düzenlenerek imzalanmış, diğer bir ifadeyle hukuken tekemmül etmiş bir kağıdın
usulüne uygun olarak çıkarılmış, ancak taraflarınca ayrıca imzalanmamış
örnekleri surettir.
Kağıtların fotokopi ile çoğaltılmış örneklerinin de "Aslına uygundur"
ya da "Aslı gibidir" şerhi ile onaylayanın imzası veya kaşesini
ihtiva etmesi halinde mahiyeti itibarıyla suret; kağıdın taraflarınca ayrıca
imzalanması halinde ise nüsha olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Damga Vergisi'ne tabi kağıtlar bakımından düzenlenecek nüsha ve / veya çıkarılacak
suret sayısına ilişkin olarak Damga Vergisi Kanunu'nda herhangi bir belirleme
bulunmamaktadır. Diğer taraftan, uygulamada örnek olarak düzenlendiği
belirtilen kağıtlar bakımından, yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak
bu kağıtların nüsha ya da suret olma durumlarının belirlenmesi ve buna göre
damga vergisinin aranması gerekmektedir.
Bu itibarla, mükelleflerce düzenlenen;
- Kağıt nüshalarının birden fazla olması durumunda her bir nüsha ayrı ayrı aynı
miktar veya nispette,
- Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı şartları haiz kağıtların resmi
dairelere ibraz edilecek suretleri maktu,
damga vergisine tabi tutulacaktır.
YMM tasdik sözleşmelerinin kaç nüsha yapılacağı sorunu
Bilindiği üzere; 3568 sayılı Kanun'un 12'nci maddesi hükmüne dayanılarak
hazırlanan ve 2/1/1990 gün ve 20390 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak
yürürlüğe giren "Yeminli Mali Müşavirlerin Tasdik Edecekleri Belgeler,
Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in
10'uncu maddesinde; yeminli mali müşavirlere ilgililerce yaptırılacak tasdik
hizmetinin tasdik sözleşmesine bağlanması öngörülmüş ve tasdik sözleşmesinde
hangi hususların yer alacağı belirtilmiştir. Anılan yönetmelikte, düzenlenecek
bu sözleşmelerin kaç nüsha olacağı konusunda bir belirleme yapılmamıştır.
Konuyla ilgili olarak çıkartılan 11 Seri nolu Tebliğde yapılan açıklamalarda da
düzenlenecek tasdik sözleşmelerinin kaç nüsha olacağı konusunda bir açıklama
yapılmamış, tasdik hizmetlerinde, müteselsil seri ve sıra numarası bulunan ve
Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları
Birliği tarafından bastırılan sözleşmelerin kullanılacağı ve sözleşmelerin
anılan tebliğin ekinde verilen örneğe uygun olması gerektiği belirtilmiştir.
Anılan tebliğ ekinde yer alan sözleşme örneğinin 3 nolu "sözleşmenin
süresi, tarihi ve sözleşme yeri" başlığı altında "… İş bu sözleşme
.... 2 nüsha olarak düzenlenmiş olup, birer nüsha taraflara verilmiştir"
ibaresi yer almıştır.
Ötedenberi yapılan uygulamada; YMM odaları tarafından basılmış matbu
sözleşmeler kullanılmakta olup, bu sözleşmeler tek nüsha olarak yapılmakta ve
yapılan sözleşmenin aslı YMM'de kalmakta, YMM tarafından onaylanan bir sureti
(bir fotokopisi) ise mükellefe verilmektedir. Dolayısıyla, bir nüsha olarak
yapılan bu sözleşmeler için, yukarıda yapılan nüsha-suret ayrımına ilişkin
açıklamalara ve yasal düzenlemeye uygun olarak, tek nüsha için damga vergisi
hesaplanıp ödenmektedir.
Ancak, bu uygulama Gelir İdaresi Başkanlığı'nca vergi dairelerine gönderilen ve
sözleşmelerin, yukarıda belirtilen tebliğ ekindeki örnekte yer alan "2
nüsha düzenlenir" ibaresinden hareketle, damga vergisinin de 2 nüsha için
aranması gerektiği yazısı üzerine çeşitli vergi dairelerinde yapılan
uygulamalarda sorunlara yol açmıştır. Bu sorunların yaşanması sonrasında ise
Gelir İdaresi Başkanlığı'nca, yukarıda belirtilen 19 Seri Nolu Damga Vergisi
sirkülerindeki açıklamalar yapılmıştır. Kanımızca, anılan sirkülerde yapılan bu
açıklamalar, "sözleşme serbestisi" ilkesinin de İdarece göz önünde
bulundurulduğu ve düzenlenecek tasdik sözleşmelerinde " 2 nüsha"
ibaresinin "1 nüsha ve 1 suret " şeklinde anlaşılması gerektiği şeklinde
yapılmış açıklamalardır. Dolayısıyla, 19 Seri Nolu Damga Vergisi sirkülerindeki
açıklamalardan sonra, uygulamada 2 nüsha sözleşme yapma zorunluluğu ve buna
bağlı olarak 2 nüsha için damga vergisi aranması yoluna gidilmemelidir. Buna
rağmen, uygulama birliğinin sağlanamadığı ve farklı vergi dairelerince farklı
işlemler yapıldığına tanık olunmaktadır. Bu tür farklı uygulamalara meydan
verilmemesi için, Gelir İdaresince konunun daha açık bir şekilde
düzenlenmesinde ve tüm teşkilata duyurulmasında yarar vardır.
http://www.adanasmmmo.org/govde_detay.php?id=84&baslik=Damga+Vergisi'nde+N%C3%BCsha+ve+Suret+Ayr%C4%B1m%C4%B1
Etiketler:
Damga,
Damga Vergisi,
Damga Vergisi Nüsha Suret,
Vergi
14 Eylül 2012 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)